GELECEĞİN DİŞ HEKİMLERİ
Türkiyenin Diş Hekimliği Öğrencileri Tarafından Kurulmuş Web Sitesi

DİŞ AŞINMALARI

Abfraksiyon-Erozyon-Abrazyon-Atrisyon

0

GDH BİLİMSEL ARAŞTIRMA KOMİSYONU

ARAŞTIRMA RAPORU

Ad Soyad: Serap Turan-Feyza Dereli

Araştırma Konusu: Abfraksiyon-Erozyon-AbrazyonAtrisyon

DİŞLERİN FİZYOLOJİK HAREKETLERİ

Yaşlanma ile birlikte yüzde ve ağız dokularında değişiklikler görülür.
Bu değişiklikler yanak, dudak, diş etleri gibi yumuşak dokular ile birlikte
diş ve kemik gibi sert dokularda kendini gösterir. Deri elastikiyetini
kaybedip kırışmaya ve sarkmaya başlar. Yaşlanmaya paralel olarak
minede meydana gelen aşınma sonucu dişlerde şekilsel değişiklikler
görülür. Bu durum basit yüzeysel aşınmalardan, önemli madde kaybına
kadar ilerleyebilir. Dişlerin okluzal ve aproksimal yüzeylerinde aşınmalar
gözlenir. Mine yüzeyinin fonksiyonel, parafonksiyonel ve okluzal
aşınması, posterior dişler ile birlikte; maksiller ve mandibuler anterior
dişlerde de gözlenebilir. Gençlerde, dişler birbirleri ile kontakt noktaları
ile temas ederken yaşlılarda bu kontakt noktaları kontakt yüzeyleri haline
dönüşür.

ABRAZYON NEDİR?

Mekanik nedenlere bağlı olarak diş dokusundan kayıp olmasıdır. Sert bir
fırça ile dişleri sertçe fırçalamak, iğne ısırmak gibi alışkanlıklar yol
açabilir.
Abrazyon nedenleri:
1-Sert diş fırçaları
2-Diş macununun aşındırıcı özelliği
3-Kötü alışkanlıklar:
a- Tütün çiğnemek,
b- Kalem, pipo gibi sert objelerin ısırılması, saç tokalarının ve
firketelerin dişlerle açılması, ayçiçeği kabuğunun ön dişlerle açılması,
tırnakların kemirilmesi,
4-Parsiyel protez kroşelerinin dişleri aşındırması
5-Meslekle ilgili etkenler:
a -Terzilerin dişleriyle iplik kopartmaları,
c- Ayakkabıcı ve döşemecilerin dişleri arasında çivi tutmaları,
d- Cam üfleyiciler ve müzisyenlerin nefesli sazlar çalarken sert objeleri
dişler

Abrazyonda Klinik Bulgular:

En çok kanin ve premolarlarda görülür. Genellikle dişlerin kole
bölgesinde lokalizedir. Kama şeklinde veya V şeklinde defektlerdir.
Lezyonlar derin olmaktan ziyade geniştirler.

Abrazyon nasıl tedavi edilmelidir?

Yumuşak diş fırçalarının kullanımı ve diş fırçalama alışkanlıklarının
değiştirilmesi de önemli bir yaklaşımdır. Ayrıca hassasiyet giderici diş
macunların kullanılması da alınacak önlemlerden biri sayılabilir. En
önemlisi; belirtiler doğrultusunda erken safhada bir diş hekiminden
yardım alarak; gelecek tehlikelerden korunmaktır. İleri derecede
abrazyon tedavisi için; estetik bir materyal uygulayarak abraze bölgenin
restore edilmesi gerekir.

ATRİSYON NEDİR?

Isırma ve çiğneme kuvvetleri ile dişlerin birbirine sürtünmesi sonucunda
görülen veya parafonksiyonel alışkanlıkların (bruksizm vs.) meydana
getirdiği mekanik aşınmadır. Atrisyon tipik olarak oklüzal veya insizal
yüzeylerin yassılaşması şeklinde görülür ve tüberkül tepeleri şiddetli bir
şekilde, ince cilalanmış alanlardan diş kronlarının dramatik kısalmasıyla
oluşan yassılaşmış oklüzal planlara dönüşebilir. Fizyolojik ve patolojik
atrisyon olarak iki grupta incelenir.

Fizyolojik Atrisyon

Çiğneme sırasında birbirleriyle temas halinde olan antagonist dişlerin
okluzal yüzeylerinde aşınma görülür. Arka grup dişler düzleşirken, ön
grup dişlerin boyları kısalır. Bu tip aşınma her ağızda meydana gelir, ve
normal yaşlanma proçesinin bir parçasıdır; buna ‘’Fizyolojik Atrisyon’’
denir. Genellikle, bu durum daha yavaş gerçekleşir ve meydana gelen
değişiklikler çok fazla dikkat çekmez. Zamanla dişlerde kısalma ve şekil
bozuklukları belirgin hale gelir. Üst ve alt keser dişlerin kesici kenarları ile
molar dişlerin okluzal yüzeylerinde aşınma görülür. İnsizal kenar
aşınmasından sonra mine ve dentinde eşit miktarda aşınmalara raslanır.

Patolojik atrisyon

Anormal diş pozisyonları nedeni ile oluşan atrisyondur. 20 yaşında bir
bireyde 80 yaşında görülmesi beklenen şiddetle aşınma mevcut ise, bu
durum patolojik olarak nitelendirilebilir. Patolojik atrisyon genellikle
kapanış bozukluğu olan kişilerde görülür. Prematür kontaktlar atrisyon
nedeni olabilir. Alt çenede prognati varlığında üst keser dişlerin vestibül
yüzlerinde; örtülü kapanış durumunda ise üst keser dişlerin palatinal
yüzlerinde aşınma olur.

Atrisyonda Klinik Bulgular

1- Antagonist okluzal yüzeylerde aşınma
2- Amalgamların kontakt noktalarının parlaklığı
3- İnsizal kenar aşınmasından sonra mine ve dentinde eşit miktarda
aşınma
4- Tüberkül tepelerinde aşınma 5- Restorasyonlarda / protezlerde
kırılma

Atrisyon tedavisi

Yapılacak olan tedavi; aşınmanın miktarına göre tayin edilir. Her yaş
grubu için belirli bir düzeyin altındaki aşınma ‘kabul edilebilir’ olarak
değerlendirilir ve tedavisi gerekmez. Hastaların aşınma karşısındaki
tutumları da farklılık göstermektedir. Bazı hastalar aşınmanın derecesi
ne olursa olsun mutlaka tedavi ettirmek isterken, görünümleri konusunda
titiz olmayan bazı hastalar sadece prosesin önlenmesini talep
edebilmektedir.

ABFRAKSİYON

Abfraksiyon lezyonları, tekrarlayan ve aksiyal olmayan aşırı yüklerin
dişlerin dayanıksız servikal bölgelerinde yoğunlaşması ve tüberküllerin
esnemesi sonucu oluşan madde kayıpları olarak tanımlanmaktadır. Bu
lezyonlar genellikle dişin servikal bölgesinde köke doğru incelen mine
dokusunda başlar, daha sonra dentin dokusuna doğru ilerler. Genellikle
kama şekilli olan lezyonun boyutlarını dişe uygulanan gerilim
kuvvetlerinin sıklığı ve büyüklüğü belirler.

Diş esnekliği, okluzal kuvvetler altında lateral veya aksiyel bükülme
olarak tanımlanmaktadır. Dişlerde meydana gelen bu esneme, mine ve
onu destekleyen dentin dokusunda çatlakların oluşmasına ve doku
kaybıyla sonuçlanan hidroksiapatit kristalleri arasındaki bağların
yıkılmasına neden olan, çekme ve sıkıştırma kuvvetleri meydana getirir.
Abfraksiyon lezyonları, genellikle keskin kenarlı, pürüzsüz ve kama
şeklinde yüzeyler olarak görülürler.Bu lezyonlar tek bir dişte oluşabildiği
gibi bazen birkaç dişte de gözlenebilir.

Dental literatürde abfraksiyon lezyonları restore edilirken uyulması
gereken, hekimlerin çoğunluğu tarafından kabul gören prensipler mevcut
değildir. Günümüz diş hekimliği pratiğinde abfraksiyon lezyonları, cam
iyonomer siman (CİS), rezin-modifiye cam iyonomer siman (RMCİS) ve
farklı viskoziteye sahip kompozit rezinlerle restore edilmektedir.
Yüksek oklüzal kuvvetler altında dişte ve restoratif materyalde oluşan
yoğun stresler klinik açıdan başarısızlıklara neden olmaktadır. Çiğneme
kuvvetlerinin diş dokularında oluşturduğu streslerin azaltılması amacıyla
farklı yazarlarca farklı elastisite modülüne sahip restoratif materyallerin
kullanılması önerilmiş fakat konuyla ilgili kesin bir görüş birliğine
varılamamıştır.

Dişlerin yüz yüzeyleri mekanik olarak kazıyoruz. Daha sonra dişler 15
saniye asitle dağlayıp iyice duruluyoruz.

Bağlayıcı madde yerleştirip iyice kurutuyoruz. Dişlerin servikal ve orta
üçte birlik kısımlarını kaplayan benzer bir iki şekilde ilave akıcı kompozit
(A2 rengi) yerleştiriyoruz.

EROZYON

Dental erozyon ise diş sert dokularının bakteri olmaksızın kimyasal bir
sürece bağlı olarak geri dönüşümü olmayan şekildeki yıkımıdır ve ilk kez
Pindborg tarafından 1970’de tanımlanmıştır. Minenin kritik pH değerinin
yaklaşık 5.5 olması nedeniyle daha düşük pH değerindeki herhangi bir
çözeltinin uzun süreli ve sık uygulanmasının erozyona neden olduğu
bildirilmiştir. Bu asitler mide asidi gibi intrensek veya gıdalardan kaynaklı
ekstrensek asitler olabilir ancak sadece asitlerin fazla tüketimi tek başına
erozyondan sorumlu değildir, bireyin ağız bakımı gibi davranışsal
özellikleri ya da tükürük tamponlama kapasitesi gibi biyolojik birçok
faktör erozyon oluşmasında etkin rol oynar.

Dental erozyonun eityolojik faktörlerinin iç ve dış kaynaklı asitler olduğu
kabul edilmektedir. İntrensek asitler; vücuttan kaynaklı asitlerdir ve
mide asidinin özofagus ve ağıza geri akması yoluyla dişlerde erozyona
neden olurlar. 2 Sinirsel kusma, anoreksia nevrosa veya blumia gibi
yeme bozukluklarının yanında; hamilelik, alkolizm, gastrointestinal
bozukluklar da intrinsik erozyona neden olurlar.

Gastroözofajial reflü hastalığı (GÖRH) mide içeriğinin (başta asit olmak
üzere pepsin, safra, pankreas sıvısı) zorlama olmaksızın özofagusa
geçişidir. Mideden ağıza ulaşan asidin pH’ının 1-2 olması nedeniyle bu
hastalarda sıklıkla dişlerde erozyon tablosu eşlik eder. Dişlerin palatinal
ve lingual yüzeylerindeki aşınmalar GÖRH hastalarında sıklıkla görülür.
Ekstrensek asitler; asitli içecekler, yiyecekler, ilaçlar ve çevresel asitler
olarak sayılabilir. ₂ Çevresel asitler çalışma ortamından kaynaklı veya
yüzme havuzlarındaki suya eklenen hidroklorik aside bağlı olabilir.
Düşük pH’taki klorlanmış havuzlarda yüzen yüzücülerde artmış dental
erozyon prevalansı bulunmuştur.

Erozyon tedavisinde ilk basamak erozyonun etyolojisini tanımlamak ve
etkeni ortadan kaldırmak olmalıdır. Dental erozyon klinik olarak
belirlendiğinde detaylı hasta değerlendirmesi yapılmalıdır. En önemli
kısım hastadan alınan anamnezdir. Risk grubundaki hastalardan
haftasonu da dahil edilmek üzere birbirini izleyen dört gün boyunca tüm
yediklerini not etmeleri istenir. Dişhekimi faklı yiyecek ve içecek
gruplarının eroziv potansiyelini, ana ve ara öğünlerde asitli ürünlerin
tüketim sıklığını belirlemelidir. Restorasyonlar estetik ihtiyaçtan dolayı
veya gelecekteki eroziv ilerlemeyi önlemek için tercih edilir. Restorasyon
seçiminde direkt kompozit ile örtülemek veya ilerlemiş vakalarda
porselen veneer restorasyonlar düşünülmelidir. Böylece aside bağlı
ileride oluşabilecek mine kayıpları önlenebilir. Birçok araştırmacı yüksek
flor içerikli jellerle erozyona uğramış minede aşınmaya karşı direncin
arttığını göstermiştir.

KAYNAKÇA

YAMANEL, K.(2018). Farklı Restoratif Materyallerle Restore Edilen
Abfraksiyon Lezyonlu Dişlerde Oluşan Streslerin 3 Boyutlu Sonlu
Elemanlar Analizi Kullanılarak Değerlendirilmesi [Evaluation of
Stresses Occured in Abfraction Lesion Containing Teeth Restored
with Different Restorative Materials Using 3 Dimensional Finite
Element Analysis A Case Report], Ankara Üniversitesi Diş
Hekimliği Fakültesi Dergisi, 45(3),115-125.

ErişimAdresi:http://dergi.dentistry.ankara.edu.tr/wpcontent/uploads/sites/97/2019/01/1-2.pdf
 ÇELİK,Ç., ÖZGÜNALTAY, G., ATTAR, N.(2007). Diş
Aşınmaları[Tooth Wear], Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği
Fakültesi Dergisi, 31(2),22-30.
ErişimAdresi:http://www.dishekdergi.hacettepe.edu.tr/htdergi/
makaleler/20072.sayimakale-4.pdf
 https://www.aegisdentalnetwork.com/media/7867/
 https://www.thedentalarcade.com/blog/wpcontent/uploads/2019/07/afraction.jpg
 https://i0.wp.com/post.healthline.com/wpcontent/uploads/2019/06/96814-tooth-abcfraction-1296×728-
body-003.20190604215821253-1296×885.jpg?w=1155&h=1858
 ATİLLA, E., EDEN,E.(2011). Dental Erozyon: Etiyoloji, Tanı ve
Tedavi Yaklaşımı[Dental Erosion: Etiology, Diagnosis and
Management], Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi,
33(2),56-63.
Erişim Adresi:
http://www.journalagent.com/z4/download_fulltext.asp?
pdir=eudfd&plng=tur&un=EUDFD-36035
 https://dentagama.com/img/240519100005ToothCupping.jpg
 https://www.dentalmedjournal.it/files/2017/03/vailati.3a1024x682.jpg
 ÇAKIR, F. Y. (2014). Minimal İnvaziv Kavite Preparasyonu. Bu
Amaçla Kullanılan Teknikler: Sonik, Lazer, Air Abrazyon ve Güncel
Gelişmeler. Türkiye Klinikleri Diş Hekimliği Bilimleri Özel
Dergisi, 5(3), 69-78.
 ALTINCI, P., Gülşen, C. A. N., & Alper, Ö. Z. E. R. (2009). Diş
aşınmaları. ADO Klinik Bilimler Dergisi, 3(2), 352-360.
 CENDER, E. U., & GÜLER, E. DENTAL EROZYON. Ondokuz
Mayıs Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi, 14(2).
 KARAARSLAN, E. Ş., ERTAŞ, E., & KÖPRÜLÜ, H. (2008). Diş
Sert Doku Aşınmaları ve Tedavileri. Ondokuz Mayıs Üniversitesi
Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi, 9(1), 28-34.

Bunları da beğenebilirsin
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments