GELECEĞİN DİŞ HEKİMLERİ
Türkiyenin Diş Hekimliği Öğrencileri Tarafından Kurulmuş Web Sitesi

DİŞ RENK SEÇİMİ- RENK SKALASI  

Diş Renk Seçimi-Renk Skalası

0

DİŞ RENK SEÇİMİ- RENK SKALASI

Bilimsel Araştırma Komisyonu

Günümüzde restoratif diş hekimliğinde fonksiyonun yanında estetiğin sağlanması, restorasyonların
doğal diş rengine uyumlu olması çok önemlidir. Doğal dişlerle uyumlu renkte restorasyon yapabilmek
için renk seçimi kadar rengi doğru tanımlayabilmek önem taşır. Renk seçimi klinisyen için zor ve
titizlikle yapılması gereken bir işlemdir.
Metal-seramik ya da tam seramik restorasyonlarda doğru renk seçimi yapabilmek için ışığın yapısını,
gözün ışığı nasıl algıladığını ve beynin renk olarak nasıl yorumladığını anlamak gerekir.

DİŞLERİN TRANSLUSENS VE FLORESANS ÖZELLİKLERİ

Dişlerde ana renk, parlaklık ve yoğunluğun dışında önemli olan diğer bir özellik de translusensidir.
Dişler değişen translusens değerlerine göre karakterize edilir. Translusensi, transparan ve opak
arasında bir derece olarak tarif edilebilir. Genellikle, bir kronun translusensinin artması parlaklığının
azalması anlamındadır.
Floresanslık, bir materyal tarafından ışığın absorpsiyonu ve daha sonra uzun bir dalga boyunda
yayılması olarak tarif edilebilir. Doğal dişler, özellikle dentin tabakasının organik madde
içermesi nedeniyle floresans özellik gösterir. Bir restorasyon doğal dişten farklı bir floresansa sahip
olduğunda renk uyumsuzluğu ortaya çıkar.
Floresans özellikli restorasyonlar daha parlak ve canlı görünür. Bu nedenle, diş hekimliğinde
porselenin yapısına floresans özelliğe sahip tozlar ilave edilmektedir.

DİŞLERİN RENK ÖZELLİKLERİ

Yeni sürmüş bir dişte mine tabakası çok opaktır. Mine daha fazla organik komponente sahiptir, daha
az mineralizedir ve mine kristalleri arasındaki mesafe daha fazladır. Bu durum opasitenin artmasına
sebep olur. Yüksek opasite sebebiyle genç dişlerde mine, ışığı yansıtma eğilimindedir. Dentindeki
renk yoğunluğu, minenin maskeleyici etkisi sebebiyle daha düşüktür. Zamanla mine tabakası aşınarak
incelir ve dentin daha belirgin hale gelir. Minenin kalınlığı doğal olarak kole bölgesinde en az, kesici
kenarda en fazladır. Buna göre, alttan dentinin yansıması sebebiyle kole bölgesinde yoğunluk en
fazlayken, kesici kenara doğru azalmaktadır.
Dentinin kalınlığı, pulpa odasının hacmi ve pulpa dokusunun canlılığı diş gelişiminin çeşitli
aşamalarında farklılık göstermektedir. Genellikle 13-19 yaşlar arasında kırmızı yoğunluğunun fazla
olduğu pulpa odası oldukça geniştir. Sekonder dentin oluşumuyla birlikte pulpa odası küçülür ve
yaşla birlikte daha az kırmızı hale gelir. Yaşlı dentin veya sklerotik dentin daha koyudur (yoğunluk
değeri yüksek, parlaklık değeri düşüktür). Genç dentin daha kırmızı-sarıyken yaşlı dentin daha çok
yeşil-mavidir.
İleri yaşlarda dentin kırmızı-sarıdan sarıya doğru bir renk değişimine uğrasa da, yaşlı dişlerin rengi
genç dişlerden daha kırmızıdır. Çünkü aşınma sebebiyle dentinin kırmızılığını örtebilecek çok ince ve
parlak bir mine tabakası vardır.

Dişlerde en az parlaklık kole bölgesinde ve daha sonra kesici kenardadır. Parlaklığın en fazla olduğu
bölge dişin orta üçlüsüdür.
Mamelonlar ve interproksimal kontakt alanları çok fazla translusensi gösterir. Translusensinin
en fazla olduğu dişler lateral dişlerdir.
Dişlerin kole bölgesindeki ana renk daima, orta üçlüdeki ve kesici bölgedeki ana renkten daha
kırmızıdır. Bir ağızdaki tüm doğal dişlerin ana rengi ve yoğunluğu aynı değildir. Doğal dişlerimizin her
biri farklı renk tonundadır. Kanin dişlerimiz hepsinden daha koyu tondadır. Ön grup kesici dişlerimiz
daha açık, azı dişlerimiz ise kanin ile kesici dişleri arasında bir renktedir.
Diş beyazlatma, dişlerin ana renginde, yoğunluğunda ve parlaklığında değişime sebep olmaktadır.
Çünkü diş beyazlatma dehidratasyona ve hidroksiapatit kristalleri arasındaki pigmente organik
yapının azalmasına sebep olur. Dehidratasyon mineyi opak hale getirir ve ışığın daha fazla
yansımasına, dişin parlak görünmesine sebep olur.

RENK SEÇİMİ

Renk analizi için iki metot kullanılmaktadır:
Bunlar görsel ve aletli renk analizidir.
Görsel renk analizi, bir nesnenin renginin renk standartları ile karşılaştırılmasıdır. Diş hekimliğinde
renk analizi renk skalaları kullanılarak 56 görsel olarak yapılmaktadır. Görsel renk analizinin üç
dezavantajı vardır.
1. Renk skalalarındaki mevcut renkler yetersizdir.
2. Diş hekimleri arasında ve aynı bireyde günün farklı saatlerinde seçilen renkte tutarsızlıklar
olmakta, standardizasyon sağlanamamaktadır.
3. Elde edilen sonuçları CIE renk sisteminde göstermek olanaksızdır.
Aletli renk analizi, optik aletlerle nesnenin yansıttığı ışık analiz edilerek yapılmaktadır. Nesnelerin
rengi hakkında tutarlı, güvenilir ve miktarsal veri sağlanır. Rengin homojen olmaması, floresan etki ve
metamerizm olasılığı, translusent materyali etkiler. Bu nedenle aletle, translusent materyaller
üzerinde çalışırken bu kısıtlamalar göz önünde bulundurulmalıdır. Kullanılan aletler kolorimetre ve
spektrofotometredir.
Renk seçimi subjektif olduğu için her zaman tutarlı sonuçlar almak zordur. Diş hekimleri arasında
farklılıklar olduğu gibi, aynı diş hekiminin farklı zamanlarda aynı rengi farklı şekilde algıladığı da
bildirilmiştir. Rengin algılanmasına birçok değişken etki eder. Işık kaynağı, hastanın kıyafeti ve
makyajı, renk seçiminin yapılacağı odanın rengi ve dişin yüzey özellikleri rengin algılanmasına etki
eden faktörlerdir.
Bir eşyanın algılanan rengi, eşyanın fiziksel özelliklerinden, maruz kaldığı ışığın türünden, diğer renkli
objelerle olan ilişkisinden ve kişinin subjektif değerlendirmesinden etkilenir. Dolayısıyla bir diş,
değişik kişilere değişik ışık kaynakları altında farklı renkte görünebilir.

Bu, ışık kalitesindeki farkın sonucudur. Renk seçiminde öncelikle, hastanın bulunduğu ortamdaki
aydınlatma önemlidir. Laboratuvar ve muayenehanede aynı ışık kaynakları kullanılmalıdır. Bu
yaklaşım metamerizmi önlemeye yardımcı olacaktır.
5.500 K renk sıcaklığındaki gün ışığının ideal ışık kaynağı olduğu düşünülmektedir. Böyle bir ışık beyaz
ışığı meydana getirmek için gerekli olan bütün ana renkleri (kırmızı, yeşil, mavi) eşit miktarda içerir.
Öğle ile öğleden sonra üç arasındaki saatler (12.00-15.00) renk seçimi için en iyi zamandır;
en iyi renk ısısı ve renk kalitesi elde edilir.
Güneş ışığı, aydınlatma ve renk seçimi için her zaman ideal değildir, günün farklı saatlerinde
değişkenlik gösterdiği için suni bir aydınlatma gerekli hale gelebilir. Suni ışık kaynakları da rengin
eşit dağılımını sağlamaz. En yaygın ışık kaynakları akkor flamanlı ve floresan lambalardır. Akkor
ışık kaynağında sarı-kırmızı, floresan ışık kaynağında ise mavi baskındır.
Muayenehane ve laboratuvarlarda aydınlatma için, rengi düzeltilmiş floresan lambalar kullanılmalıdır
ve renk sıcaklığı bütün çalışma alanında 5.500 K olmalıdır. Böylece renk seçimi için en uygun
aydınlatma sağlanmış olur.
Aydınlatma koşullarının yoğunluğu da önemlidir. Şayet ışığın miktarı çok az ise ince detaylar
kaybolur ve göz ana rengi zor algılar hale gelir.
Genellikle muayenehanelerdeki tavan aydınlatması her şeyi görebilmek için yeterince yoğun değildir.
Çok fazla yoğunluk ise gözlerin kamaşmasına yol açar ve rengin tam olarak belirlenmesine engel olur.
Dental unit ışıkları renk seçimi için kullanılmamalıdır. Bunların çoğu, yüksek oranda kırmızı-sarı
spektrumdaki ve düşük oranda mavi uçtaki ışığı dışarı veren akkor ışıklardır ve göz kamaşması
(parlama) oluşturarak gözleri yorar. Bu nedenle, bir dental ünit ışığının kullanımından sonra hemen
renk seçimi yapılması yanlıştır. Doğru bir renk seçimi için 800 ile 2700 lux arasında aydınlatma
sağlayan lambalar kullanılmalıdır.
Doğal diş ve restorasyon yüzeyine gelen ışığın davranışı rengi etkilemektedir. Porselen restorasyonun
üzerine düşen ışığın saçılma (scattering), geçirgenlik (transmission), emilim (absorbsion), yansıma
(reflection) ve kırılma (refraction) gibi fiziksel özellikleri restorasyonun rengini etkilemektedir.
Doğal dişler ve tam seramik restorasyonlar düzgün ve yaygın ışık geçirgenliğine izin verirken, metal
destekli porselen restorasyonlar sadece düzgün ve yaygın yansımaya izin vermektedir. Porselenin
ana camsı yapısı ile içindeki kristallerin yoğunluğu rengi etkilemektedir. Kristallerin sayısı ve
büyüklüğü yansıma ve kırılmaya etki ederek opasiteyi değiştirmektedir.

Porselen restorasyonların klinik uygulaması kontur, okluzyon, renk düzeltmeleri, özel efektler ve
glaze’i içermektedir. Modifikasyonlar için genellikle yüzeysel boyalar kullanılır. Porselen
restorasyonlarda uygulanan dış boyama, doğal diş görünümünü ve renk derinliğini sağlayamaz ve
yüzeyde yansımalara neden olur. Ayrıca kromatik renkler ile yapılan düzeltmeler metamerizme
neden olabilir. Belli bir ışık altında aynı renkte gibi görünen cisimler başka ışık altında farklı
görülebilir. Bu olay metamerizm olarak adlandırılır. Bu nedenle renk seçimi bir güneş ışığı altında
olmak şartı ile en az üç-dört değişik ışık altında yapılmalıdır. Ayrıca klinik ve laboratuar arasında bir
aydınlatma standardizasyonu sağlanmalıdır. Aydınlatmanın standardizasyonunun sağlanması,
genellikle hastanın ortamına benzer bir ortamda renk seçimi, metamerizm etkilerini azaltır. Ayrıca
prensip olarak dış boyalar major renk modifikasyonları için değil karakterizasyon için kullanılmalıdır.
Porselen restorasyonlarda yüzey yapısı çok önemlidir. Çok düz bir yüzey ışığın düzgün yansımasına
neden olur ki, bu da restorasyona camsı bir görüntü verir. Oysa düzensiz bir yüzey ışığın yaygın
yansımasına neden olur ve restorasyonlara daha doğal bir görünüm kazandırır.

RENK SEÇİMİNDE GENEL PRENSİPLER

Renk seçiminde kullanılan sistem ne olursa olsun, bazı prensiplere uymak gerekir.
1. Hasta, hekimin göz seviyesinde olmalıdır. Böylelikle retinanın renge en duyarlı kısmı uyarılır.
2. Rengi tespit edilecek olan diş yüzeyi temiz olmalı ve yüzeydeki lekeler temizlenmelidir.
3. Muayenehanenin veya laboratuvarın duvarlarının rengi, rengin algılanmasında önemli faktördür ve
algılamayı değiştirebilir. Nötral gri bunun için iyi bir renktir ve gözü dinlendirir.
4. Renk seçimi yapılırken skalalardaki renk örneğinin kesici kenarıyla dişin kesici kenarı baş başa
yerleştirilir. Böylece, renk örneklerinin etkili bir şekilde dişlerden izole edilmesi sağlanarak
birbirlerinin renklerini yansıtmaları önlenir.
5. Güneş ışığının değişkenliği sebebiyle pencere güneşlikleri kullanılabilir. Bu durumda aydınlatma
5500 K lik renk düzenleyici bir ışık kaynağıyla yapılmalıdır. Hastanın elbisesi gri bir önlükle
kapatılmalıdır.
6. Parlaklık (value) rengin belirlenmesinde en önemli boyuttur.
7. Renk seçimi asla dental ünit ışığında yapılmamalıdır.
8. Renk seçimi tedavi öncesinde yapılmalıdır. Aksi takdirde tedavi sırasında dehidratasyon meydana
gelir ve bu, parlaklığın artmasına sebep olurken yoğunluk ve translusensinin azalmasına sebep olur.
9. Göz yorgunluğu sebebiyle ilk ölçümler daima en iyisidir. Dişlere 5 sn. den fazla bakılması ana
renkte sapmalara sebep olur.
10.Vita renk skalasına göre A1 ve B1 renklerinde yoğunluk çok düşüktür ve renk seçimi sırasında bu
iki rengi ayırt etmek zordur.

11.Eğer ana rengi belirlemekte kuşkuya düşülüyorsa restorasyon A grubu bir renk seçilerek
yapılmalıdır. Çünkü dişlerin % 80’i A grubuna aittir.
12.Renk seçimi yapılırken farklı yönlerden bakılarak ışığın farklı açılardan nasıl yansıdığı
belirlenmelidir. Renk şemalarının kullanımı teknisyen ve hekim arasındaki iletişim eksikliğini
azaltacaktır. Dişlerin rengi, dentinin rengi ve onun üzerini kaplayan minenin kalınlığıyla belirlenir.
Dentinin rengini belirlemek renk seçiminin ilk ve en önemli bölümüdür. Dentinin parlaklık ve
yoğunluk değerleri ise minenin kalınlığına bağlıdır. Renk seçiminde ve renklendirmenin yapımı
sırasında belli kurallara uyularak çalışıldığında hekim ve teknisyen arasında daha iyi iletişim
kurulabilir ve bunun sonucu olarak hastayı tatmin edecek daha estetik sonuçlar alınabilir. Doğal dişin
formuna ve rengine uygun çalışma yapılması hastayı mutlu edecektir.

RENK SKALASI

Diş hekiminde renk seçimi yapılırken dikkate alınan referans, dünya genelinde "VİTA SKALASI " adı
verilen renk skalasıdır. Dünyanın en yaygın kullanılan porselen tozu üreticisi Vita firması tarafından A,
B, C, D renk tonları üzerine kurulu bir sıralama sistemi olan bir tane renk skalasında doğal dişlerin
uygun renk tonları bulunmaktadır.
Doğal rengi zaman içerisinde kişinin kullandığı çay kahve sigara gibi dış etkenler ile değişir. Diğer
taraftan yaşlanma ile birlikte diş rengi ve kimyasal yapısının değiştiğini de biliyoruz.
Konuşma ve gülme sırasında görünen dişler üzerinde dolgu veya kaplama gibi bir uygulaması
yapılacak ise ağızdaki mevcut dişlerin rengi ile uyumlu olmalıdır. Diş rengi seçiminde doğal dişlerin
renk tonu ile uyumlu diş yapılması gerekir.
Diş rengi seçimi ve yüzey özelliklerinin taklit edilmesi ile doğal dişe benzeyen kaplamalar yapılır. Bu
kaplamaları kişinin kendi dişlerinden ayırt etmek imkansızdır.

 

GDH İLE DAHA FAZLA OKUYUN:

1-AĞIZ KANSERİ

2-RUBBER DAM

3-PULPİTİST

 

 

KAYNAKÇA:

http://dishekdergi.hacettepe.edu.tr/htdergi/makaleler/20094.sayi7.makale.pdf
http://www.istanbuldent.com.tr/dis-renkleri.html

Bunları da beğenebilirsin
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments