GELECEĞİN DİŞ HEKİMLERİ
Türkiyenin Diş Hekimliği Öğrencileri Tarafından Kurulmuş Web Sitesi

Euthanasia (Ötanazi)

0

Euthanasia (Ötanazi)

Bilimsel Araştırma Komisyonu

Ötanazi nedir? Ötanazi türleri nelerdir? Ötanazi nasıl değerlendirilir? Hepsi ve daha fazlası burada…

Türkçe, “güzel ölüm”, “iyi ölüm”, “kolay, rahat ölüm”, “ıstırapsız tabi ölüm”, “tatlı ve acısız ölüm” anlamına gelen ötenazi kavramı, ilk defa Bacon tarafından kullanılmıştır. Ötanazi (euthanasia), Latince “eu” ile “tanasium” kelimelerinden türemiştir. Genel olarak ötanazinin tanımı ise,

iyileşemeyeceği ve dayanılmaz acıları ölümüne kadar süreceği tıbben benimsenmiş olan, durumu

yakınları ile kendisi tarafından bilinen, zihinsel yeterliliği bulunan bir hastanın hukuken geçerli bir rıza beyanı vermesi sonucunda acısız bir biçimde hekim tarafından tıbbi yardımın kesilmesi veya tıbbi

yollarla ölümün gerçekleştirilmesi yoluyla yaşamının sonlandırılması şeklinde yapılabilir.

Uzun yıllar hekimler, hukukçular, din adamları tarafından farklı yaklaşımlarla sonuç aranmaya çalışılan bu konu, ülkemizde ancak son yıllarda konuşulabilir, tartışılabilir bir boyut kazanmıştır.

Hipokrat yemini ile insan hayatına ana rahmine yerleştiği andan ölümüne kadar saygılı olma ve onu koruma ilkesini benimsemiş hekim grubu için karar verilmesi ve uygulanması çok güç olan, hasta ve yakınları için, en az çekilen acı kadar zor, hekime büyük sorumluluk yükleyen bu karar; tıbbın en çok tartışılan etik konularından birisidir.

 

. ÖTANAZİ TÜRLERİ

Ötanazinin, “aktif”, “pasif” ve “dolaylı ötanazi” olarak adlandırılan türleri vardır Yaşamaya değer bulunmayan, tedavisi olmayan akıl hastalığına yakalanan veya kötürüm ve kör olan insanların hayatlarının imhası veya kural olarak kişinin rızası olmaksızın yaşama karşı gerçekleştirilen fiiller ötanazi kapsamında değerlendirilmemelidir. Ötanazi kavramından yalnızca, iyileşmesi tıbben

mümkün olmayan ve dayanılmaz acılar çeken, ancak kendi yaşamı ve ölümü hakkında sağlıklı karar verebilecek durumda olan bir hastanın, ısrarlı ve açık talebi üzerine bir hekim tarafından hastaya acıma ve acılarını dindirmek suretiyle hastaya yardım etme amacıyla gerçekleştirilen yaşamın sonlandırılması fiilleri anlaşılmalıdır.

 

Aktif Euthanasia: İyileşemeyeceği ve dayanılmaz acıların ölümüne kadar süreceği tıbben kanıtlanmış, durumu; kendisi ve yakınları tarafından bilinen, hukuken ehliyeti tam bir kişinin kendi, bilinçli ve özgür iradesi ile verilmiş kararı üzerine kendisini tedavi eden hekim tarafından acısız bir biçimde

yaşamının sonlandırılmasıdır.

Pasif Euthanasia: Yaşam sürdürücü tedavilerin uygulanmaması ya da sona erdirilmesidir . Pasif ötanazi ise hekimin uygulaması gereken tedaviyi pasif kalıp uygulamayarak, ölüm neticesinin ortaya çıkmasına neden olmasıdır. Pasif ötanazi açısından belirleyici olan, hareketin ihmali bir davranışla gerçekleştirilmesidir. Hastanın yaşamını sürdürmesi için gerekli olan suni beslenme, solunun cihazı veya kan nakli gibi yaşam desteğinin çekilmesi veya bu türden yaşamı uzatıcı tedbirlerin alınmaması pasif ötanazi kapsamında değerlendirilir.

İstemli Euthanasia: Yeterli bir kişiye kendi isteği ile euthanasia uygulanmasıdır.

İstemsiz Euthanasia: “Yeterli olmayan” bir kişiye vasi’sinin izni ile euthanasia uygulanmasıdır.

İstem dışı Euthanasia: “Yeterli” bir kişiye rızası alınmadan euthanasia uygulanmasıdır. Etik açısından kabul edilmezliği açıktır.

Kriminel Euthanasia: Sakat (Teratolojik Anomalileri olan) ve zeka geriliği olan kişilere doğum sonrası uygulanan euthanasiadır.

 

Hukuk Düzeni ve Euthanasia

Hukuk düzeni; kişiye, yaşamı üzerinde hiç bir şekilde tasarrufta bulunmaya izin vermemiştir. Euthanasia, ceza hukuku bakımından “adam öldürme suçu” teşkil etmektedir. Böyle olmasına karşın iyileşmesi olanaksız hastalara acı çekmemeleri için euthanasia’nin gerçekleştirilmesini savunan görüş de mevcuttur. Bu görüşe göre yaşama olanağı kalmamış kişiyi yaşatıp ona acı çektirmeye kimsenin hakkı yoktur. Hastaya rahat bir ölüm sağlamak daha insancıl değerlendirilir. Bu nedenle bazı

hukuklarda acı çekmeyi önlemek için kişinin istemi ile öldürülmesi halinde failin cezasının hafifleyeceği kabul edilmiştir.

Hekimin euthanasiayi uygulayıp uygulamayacağı, bu olay karşısındaki sorumluluğu hep büyük tartışmaların konusunu oluşturmuştur. Euthanasiayi benimseyen ve acılar içindeki şahsı öldüren

kimsenin cezasını hafifleten ilk hukuk kaynağına XVIII.yüzyıl sonlarında Prusya’da rastlanmaktadır. Büyük Frederik zamanında yürürlüğe giren bu kanun can çekişmekte olan hastayı veya yaralıyı iyi niyetle öldüren kimseye taksirle öldürme cezası veriyordu.

Doktrinde pek çok yazar euthanasiayi eleştirmiş, bunun kasden adam öldürme suçundan farklı

olmadığını ileri sürmüştür, insan değeri açısından euthanasiaye karşı çıkılarak yaşı, sağlık durumu ne olursa olsun hiçbir hayatın diğerinden farklı bir değerde olmadığı, hekimin her durumda ve bütün araçlarla hastayı kurtarmak ve onun hayatını uzatmak zorunda olduğu bildirilmiştir. İnanç Sistemleri açısından konuya bakıldığında; İslam dininde bu husus “bir insanı velev ki ölüm döşeğinde bulunsun, velev ki kendi emriyle olsun öldürmek bir cinayettir” olarak belirtilmiştir. Hristiyanlığa göre de insan vücudunun bir onuru olması, hayat ve gelecek üzerinde tanrının egemenliği bulunması dolayısıyla euthanasia kabul edilmemektedir.

DEĞERLENDİRME

İnsan yaşamına saygılı olma ve onu koruma ilkesini benimsemiş, bu denli zor bir talebi karşılamak üzere eğitilmemiş ve sistematik olarak kendilerini bu olaya yaklaşabilecek birikimden yoksun hisseden hekim grubu için, karar verilmesi ve uygulanması çok güç olan, hasta ve hasta yakınları için, en az

çekilen acı kadar zor ve hekime büyük sorumluluk yükleyen bu konunun toplumda konuşulabilir olmasının ötesinde ve insanların onurlu bir şekilde yaşama ve onurlu bir ölüm seçme hakkının

varolabilmesi için uygulanırlığının yasallaşması gerekmektedir. Bu nedenle Euthanasia konusu

öncelikle ilgili çevrelerde (Tıp, hukuk, ilahiyat, etik vb.) tartışılarak ortak sınırlar saptanmalı ve toplumun farklı kesimlerinin dikkatine sunulmalıdır.

 

Hekimin hastanın ölümüne yol açabilecek tıbbi girişimlerde bulunabilmesinin sosyal riskleri, bu kültürde ve bugün için Euthanasiaye ve hekim aracılı intihara göz yumulamayacak kadar büyük olmasına karşın, içinde bulundukları durumu hekimlerinden ölmelerine yardımcı olmalarını isteyecek kadar dayanılmaz bulan hastaların da var olduğu kabul edilmeli ve bu hastaların özel kaygıları tıbbın birincil odak noktalarından biri olmalıdır.

Tıp hekimler tarafından uygulanacak Euthanasiaye izin vermeden önce, ölmekte olan hastaların özel kaygılarını ve gereksinimlerini tanımlamaya ve ele almaya çabalamalıdır. Hekimlerin Euthanasia, uygulamayı kabul etmelerinin etik açısından onaylanır olup olmadığı da henüz yanıtlanmamış bir sorudur.

Tıbbi uygulamalarda ileri düzeye ulaşmış ülkelerde bile henüz ortak bir yaklaşım bulamayan Euthanasia konusunda yapılması gereken şey: eğitime öncelik verilmesi, uygulama da özellikle hastane etik kurullarının oluşturulması ve konuyu benimseyenler ile, buna karşı çıkanların görüşlerini ele alarak, bir sonuca varmaya çalışmak olmalıdır.

 

GDH ile DAHA FAZLA OKUYUN;

 

KAYNAKÇA

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/274364

http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2010-86-581

http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/1585/17178.pdf

http://www.ankarabarosu.org.tr/siteler/ankarabarosu/tekmakale/2010-4/2010-4-ozen-sahin.pdf

Bunları da beğenebilirsin
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments