GELECEĞİN DİŞ HEKİMLERİ
Türkiyenin Diş Hekimliği Öğrencileri Tarafından Kurulmuş Web Sitesi

Flor nedir?

0

Ağız – diş sağlığının korunması ve sürdürülmesi biyolojik, davranışsal ve çevresel çok sayıda faktörden etkilenmektedir. Dişlerin sağlıklı olması ağız içerisinde dinamik bir denge ile korunmaktadır. Ağız boşluğunda bulunan çürüğe sebep olan bakteriler bu dengeyi olumsuz olarak etkilese de tükürüğün koruyucu özelliği ve florürün dişlerin sağlam kalmasında olumlu etkisi olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır

Flor nedir?

  • Halojen ailesinin bir üyesi ve yüksek elektronegatifliğe sahip bir iz element olan Flor (F), oldukça reaktif bir gaz olduğu için, genellikle doğada serbest halde bulunmaz ve bileşikler oluşturarak, flor tuzları (floridler) şeklinde rastlanır.
  • Flor iyonu, insan vücudu için yaşamsal değeri olan yedi eser elementten biridir.
  • Bu element, sistemik yolla kemikler ve gelişmekte olan dişler gibi mineralize dokulara özel bir şekilde bağlanmaktadır.
  • 1940’lı yıllardan günümüze, tüm dünyada yaygın olarak kullanılan flörürün ağız ve diş sağlığını koruduğu ve diş çürüklerini önlediği bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
  • Florür uygulamalarında kullanılan yöntemler, kimyasal içerikler, preparatlar ve bunların veriliş yolları çok çeşitlidir; dolayısıyla etkileri de çeşitlilik gösterir.

Florürün yararları nelerdir?

  • Florür diş minesini ağızda oluşan asitlere karşı daha dirençli olmasına, ağızda çürüğe sebep olan bakterilerle savaşmaya yardımcı olur.
  • Diş minesinin yapısında meydana gelen bozulmayı önler, yeniden onarılmasını(remineralizasyon) kolaylaştırır.
  • Yapılan kanıta dayalı araştırmalarda, florürün diş çürüğünden korunmada ve çürük sıklığının düşürülmesinde oldukça etkili olduğu ortaya konmuştur.
  • Güncel ve güvenilir araştırmaların sonuçları incelendiğinde florür verniğinin yılda 2 kez uygulanmasının diş çürüklerini engellemede başarılı olduğu kesin bir bilgidir.

 

  • Florür temel olarak iki yolla uygulanabilmektedir:
    • Sistemik yolla ,dolaşıma katılarak ve gelişmekte olan dişlerin yapısına girmesi sağlanarak (içme sularının florürlenmesi, florür tabletleri, florürlü süt ve tuzlar)
    • Yerel (topikal) yolla , diş sert dokularının yüzeyine temas etmesi sağlanarak (diş macunları, ağız gargaraları, vernikler, jeller).
  • Günümüzde florürün koruyucu etkisinin dişlerin sürmesinden sonra yapılan yerel uygulamalar ile sürme öncesi dönemdeki (sistemik) uygulamalardan daha fazla yarar sağlandığı bilinmektedir.

 

Florür Nasıl Etki Eder?
Florür, iki farklı şekilde çürükleri önlemeye yardımcı olur:

  1. Florür, çocukların büyüyen kemiklerinde ve gelişen dişlerinde birikerek, daha henüz çıkmadan(sürme öncesi) bebek ve yetişkin dişlerinde minenin sertleşmesine yardımcı olur.
  2. Florür, ağızda bulunan yetişkin dişlerinde minenin sertleşmesine yardımcı olur. Florür, ağzınızda doğal olarak gerçekleşen demineralizasyon ve remineralizasyon süreçleri sırasında etki eder

Yemek yedikten sonra, tükürüğünüzde bulunan asitler, dişin yüzeyindeki kalsiyum ve fosforun erimesi olarak tanımlayabileceğiniz demineralizasyona yol açar.

  • Diğer zamanlarda, tükürüğünüzde daha az asit bulunur ve dişlerinizin sertliğini sağlayan kalsiyum ve fosforu yeniler. Bu işleme yeniden mineralizasyon (remineralizasyon) adı verilir. Remineralizasyon sırasında florür mevcut ise, biriken mineraller daha da sertleşerek, dişlerinizi güçlendirir ve bir sonraki demineralizasyon aşamasına kadar çözülmeyi önlerler.

Sistemik florür alımı:

  • Flor, büyük oranda gastrointestinal sistemden (GİS) emilip, dolaşımla taşınarak, kalsifiye dokularda floroapatit tuzu şeklinde depolanır.(floroapatit formülünü koyalım)
  • Sistemik flor uygulamaları; tablet, pastil, damla, tuz veya süte flor katılması, multivitamin-flor kombinasyonları, okul ya da içme sularının florlanması şeklinde yapılır .
  • İçme sularının florlanması; ekonomik olmasıyla beraber etkin bir çürük önleyici yöntemidir.

Yerel(topikal) florür alımı:

∙ Diş minesinin demineralizasyonunu zorlaştırır; diş minesinin ağızda oluşan asitler karşısında daha dirençli olmasını sağlar.

∙ Diş minesinin remineralizasyonu kolaylaştırır; florür diş minesindeki kristallerin yüzeyine tutunarak ve kalsiyum iyonlarını etkileyerek remineralizasyonu hızlandırır .

∙ Ağızdaki çürük yapıcı bakterileri inhibe eder. Diş biyofilminde bulunan ve çürüğe neden olan bakterilerin beslenme ile glikoliz sırasında kullandıkları enolaz enzimini bloke ederek yaşamalarını engeller. Bu etki ile bu bakterilerin çoğalmaları, diş yüzeyine tutunmaları ve asit üretmeleri zorlaşır.

Florürün Mutans Streptokokları, özellikle de S.mutans ve S.sangius üzerinde bakterisid etkisi (bakterileri öldüren madde)bulunmaktadır ve plaktaki sayılarını azaltabildikleri saptanmıştır.

  • Mutans Streptokoklar,genellikle insanın ağız boşluğunda bulunan anaerobik bakterilerdir.Diş çürüğünün oluşmasında önemli bir etkendir.

Topikal flor uygulamaları

Topikal flor ajanları, yeni süren süt ve daimi dişlerde oldukça etkilidir.

Yeni sürmüş bir dişin yüzey tabakasındaki flor konsantrasyonu 800 ppm civarında olsa da bir dişin çürüğe dirençli olması için yüzey tabakasının en az 1000 ppm düzeyinde flor konsantrasyonu bulunması gerekmektedir.

Bu sebeple sürmüş dişler için topikal flor uygulamalarının yararlı olacağı düşünülmektedir.

Topikal flor uygulama yöntemleri; diş hekimleri tarafından tatbik edilen; jeller, solüsyonlar, patlar, cilalar, vernikler, restoratif materyaller ve yavaş flor salan apareyler(aygıtlar) ve hastalar tarafından kullanılan florlu diş macunları, gargaralar, diş ipleri, florlu sakızlar şeklinde özetlenebilir .

Topikal flor uygulamalarında tehlikeler

Ancak topikal ajanların dikkatsiz kullanımı risklidir. Örneğin jeller ve ağız çalkalayacı solüsyonların , uygulama sırasında çocuklar tarafından yanlışlıkla yutulmaları (1-35 mg civarında), dental florozis riskine yol açabilmektedir .

Bu yüzden, uygulamalar sırasında izolasyona ve preparatların yutulmamasına dikkat edilmesi bu riski oldukça azaltacaktır.

Sıklıkla sodyumflorür (NaF) ve sodyummonoflorofosfat (NaMFP) içeren ve evde en sık kullanılan topikal flor ajanı olan diş macunlarının piyasadaki konsantrasyonları ortalama 1000-1100 ppm veya üzerindedir. .Bu macunlar da, yutma refleksini henüz tam kazanamamış olan küçük çocuklar için florozis riski taşımaktadır.

Flor içerikli macunların çok erken yaşlarda kullanımı doğal içme suyu flor konsantrasyonları 1 ppm düzeyinde veya suları  florlanmış toplumlarda florozis riskini arttırmaktadır.

Araştırmacılar bu sebeple çocuklarda, (özellikle beş yaş altı) ya hiç flor içermeyen ya da 500-550 ppm flor içeren özel olarak üretilmiş çocuk diş macunları önermektedirler .

Küçük çocuklarda, fırçalama yaşı, sıklığı, kullanılan macundaki flor konsantrasyonu kadar macunun tadı ve diş fırçasına konan macun miktarı da önemlidir.

Florozis riskine yol açmamak için, özellikle altı yaş ve altındaki çocukların, mutlaka büyüklerin denetiminde ve diş fırçası üzerine bezelye büyüklüğünde diş macunu konularak diş fırçalamaları tavsiye edilmektedir .

Ayrıca çocuklarda, ebeveynler tarafından da yapılması gerekli olan fırçalama işlemi çok uzun sürdüğü takdirde, çocukların daha da fazla macun yutabilecekleri konusunda aileler uyarılmalıdır.

 

İlaveten, flor içerikli ürünler çocukların ulaşamayacağı yerlerde bulundurulmalı ve mutlaka büyüklerin kontrolü altında kullanılmalıdır. Tüm bu hususlara dikkat edildiği takdirde, akut ve kronik flor toksisitesi riski en aza indirgenecektir.

Florür Solüsyonları

1940’lardan günümüze en yaygın florür solüsyonu oral proflaksi(hastalık meydana gelmeden hastalık önlenmesi) sonrasında 3-4 dakika uygulanan % 2 NaF solüsyonu olmuştur.olüsyonların yılda 2 ila 4 kez düzenli şekilde uygulanmasıyla %11-45 arasınsa başarı elde edilmiştir. Günümüzde florür solüsyonlarının yerini tüm dişlere tek seferde uygulanabilen jel teknikleri almıştır .

Florlu Jeller

Yüksek konstrasyonda florlu jeller klinik ortamda topikal olarak yarım asırdır uygulanmaktadır. En sık kullanılan ajanlar

  • %8-10’luk kalay florürün
  • % 2’lik sodyum florür,
  • %1.23’lük asidüle fosfat florürdür.

1980’den önce yapılan klinik çalışmalarda bu ajanların çürük oranının yaklaşık %30’luk bir düşüşü sağladığını bildirmiştir.

Düşük pH’ın minede flor alımını arttırdığı düşüncesiyle florlu jeller asidik hazırlanmaktadır.

 Florlu Vernikler

Yirmi beş yıldan daha fazla yapılan klinik çalışmalarda, florlu verniklerin çürük önlemede güvenli ve yüksek etkili olduğu ortaya çıkmıştır.

Klinik çalışmalar florlu verniklerin kullanılmasıyla çürük oranında azalmanın %25 ile %75 arasında olduğunu göstermiştir.

Florlu vernikler, florun dişlerle en az 12 saat uzun süreli temasını sağlayabilmek, minenin flor alımını arttırabilmek içindir.

Verniklerin uygulama biçimi genelde küçük fırçalarla veya enjektörlerledir.

 İyonoferez

Yüklü iyonların vücuda elektrik akımı aracılığı ile girmesidir.

Elektrotlardan birisi NaF ile temastaki diş yüzeyine yerleştirilerek negatif yüklü iyonların dişe geçmesini sağlarken  diğeri de hastanın elindedir.

Dentin hassasiyetinin giderilmesinde ve mineye florür kazandırılmasında kullanılmaktadır.

İntra Oral Flor Salan Cihazlar

Çürüksüz bireylerin tükürüklerindeki flor seviyelerinin yüksek çürüklü bireylere göre daha fazla olduğu gözlenmiştir.

Bu nedenle intraoral cihazlar tükürük flor miktarını arttırabilmek için oral kavite içine yavaşça flor salar.

Bu cihazlar 180 güne kadar florür salan kopolimer membranları ve bir yıla kadar florür salan cam cihazları kapsamaktadır.

Bu cihazlar piyasada kolaylıkla bulunmasada, çürük riski yüksek hastalarda veya fiziksel olarak yardıma ihtiyacı olan bireylerde uygulama açısından kolaylık sağlamaktadır.

 

 

Bireysel Topikal Flor Uygulamaları

Günlük kullanımda, bireyin kendi uyguladığı topikal ajanlar arasında flor içeren ağız gargaraları ve diş macunları en yaygın kullanılanlardandır. Her iki ajan da kolay uygulanabilen, kısa süreli kullanılan, günlük olarak tekrarlanan uygulamaları içeren bir metodu temsil ederler ve in vivo olarak dekalsifiye minenin belirgin florür alınımını sağlarlar.

Florlu Diş Macunları

Flor içeren ilk diş macunları 1955’de piyasaya sürülmüştür.  Florlu diş macunları ile diş fırçalanması floru topikal olarak dişlere uygulamanın en yaygın yöntemidir.

Diş macunu kullanımı neredeyse evrenseldir ve çoğu diş macunu flor içerir. Florlu diş macunu ile diş fırçalama diş çürüğü insidansını belirgin oranda azaltabilmektedir.

Plak tamamen kaldırılmamış olsa bile, fırçalama ile sağlanan bu fayda, suların florlanmasıyla ya da topikal jeller ile elde edilemeyecek bir avantajdır. Clarkson ve McLoughlin’e göre, florürlü diş macunları ile ilgili klinik deneyler % 30 civarında çürükte azalma sergilemiştir.

Florlu Diş İpleri

Çocuk ve yetişkinlerde sıkça görülen ara yüz çürüklerinin azaltılması için diş fırçalama ile birlikte diş ipi kullanılması önerilmektedir. NaF, SnF2 ve APF ile doyurulmuş diş ipleri sadece mineye floru kazandırarak değil, aynı zamanda ara yüzeylerde Streptococcus Mutans kolonizasyonunu azaltarak da diş çürüğünü önleyebilmektedirler.

 

 

Florlu Ağız Gargaraları

Florun topikal uygulamalarının geliştirilme çalışmaları sonucu, uygulamayı daha kolaylaştırabilmek ve zamandan kazanç sağlamak amaçlarıyla florlu ağız gargaraları geliştirilmiştir.

Yapılan çalışmalar, diğer flor preparatlarıyla birlikte florlu gargaralarının çürük önlemede oldukça etkili olduğunu göstermektedir.

34-36 Özellikle çocuklarda uygulanan florlu ağız gargaralarının çürük oluşumunu % 35 oranında azalttığı klinik çalışmalarla gösterilmiştir.

 

Türkiye’de Florozis

Türkiye’de doğal florozis ile ilgili ilk çalışma Isparta yöresinde 1955 yılında yapılmıştır (Samsar, 1972).

Ağrı ili Doğu Beyazıt ilçesi ve köylerinde, Van ili Muradiye ilçesi köylerinde (Şendil ve Bayşu, 1973; Oruç, 1977a; Ergun ve ark., 1987),

Eskişehir ili Beylikova ilçesi Kızılcaören köyünde (Uslu ve Göğüş 1981; Uslu, 1982; Fidancı ve Ark. 1994; Fidancı ve Ark. 1996),

Edirne-Habiller köyünde (Uslu, 1982), Kırşehir ili Kaman ilçesi Bayındır Köyünde doğal florozis, Konya ili Seydişehir ilçesi (Fidancı ve Ark. 1996)

ve Muğla ili Yatağan ilçesinde endüstriyel (Fidancı ve Ark. 1997) florozis görüldüğü bildirilmiştir.

 

Florürün insan sağlığı için zararlı etkileri

FLOROZİS(Flor toksitesi)

Yüksek miktarda flor alınmasıyla oluşan flor zehirlenmesi “florozis” olarak adlandırılmaktadır (McDowell ve ark., 1983; Walton, 1988).

Genel olarak florozis oluşumunda toprak, su ve bitkilerin doğal olarak içerdikleri flor konsantrasyonu önemli rol oynamaktadır (Fidancı ve Ark., 1996).

Doğal nedenler yanında insan etkinliklerine bağlı olarak çevrenin sürekli olarak florla bulaşması sonucu endüstriyel florozis gelişmektedir (WHO, 1994).

Organizmada etki gösteren tüm ilaçların yararlı ve zararlı etkileri arasındaki farkı belirleyen temel kural doz-yanıt ilişkisi olarak adlandırılmaktadır. Florürün zararlı etkileri ise doza ve alınış şekline bağlı olarak iki yönlü ortaya çıkmaktadır:

  1. Kronik florür toksisitesi:

Uzun bir zaman süresince değişik dozlarda florürün ağız yoluyla alınmasına bağlı olarak ortaya çıkan değişiklikler olarak tanımlanmaktadır.

İki şekilde ortaya çıkabilir:

  1. Dental florozis: Diş minesinin gelişimi sırasında florürün yüsek dozda alımına bağlı olarak dişlerin görünümünde ve yapısında meydana gelen değişiklikler olarak tanımlanmaktadır. Bu değişikliklerin şiddeti alınan florürün konsantrasyonuna ve alınış süresine göre değişmektedir
  2. İskelet florozisi:

Florürün doğal olarak yüksek olduğu coğrafi bölgelerde yaşayan insanlarda görülen ve uzun bir süre boyunca ağız yolu veya nadir olarak solunum yolu ile florüre maruz kalınması sonucunda oluşan kronik bir metabolik kemik hastalığı olarak tanımlanmaktadır

  1. Akut florür toksisitesi:

Florür içeren preparatların endüstride kullanımı iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı tarafından ve ticari olarak kullanımı da Food and Drug Administration (FDA) tarafından düzenlenmiştir.

Ticari florür ürünleri (diş macunları ve gargaralar) ve profesyonel uygulamalarda kullanılan preparatlar (vernikler, jeller) uygun olmayan koşullarda kullanıldıklarında toksik ve hatta ölümcül olabilirler

Uygun olmayan koşullar, preparatların istem dışı ve/veya kaza ile bir seferde yutulması ile meydana gelmektedir.

Bu durumda toksik etki doza bağlı olarak ortaya çıkmakta ve olası toksik doz kavramı önem kazanmaktadır.

Olası toksik doz, toksik bulgu ve belirtilerin ortaya çıkmasına neden olabilecek ve acil terapötik girişim ve hastaneye yönlendirmeyi gerektiren minimum doz olarak tanımlanmaktadır.

 

KAYNAKLAR:

Neenan EM, Easley MW, Ruiz M. Water fluoridation. In: Harris NO, Garcia-Godoy F. Primary Preventive Dentistry, 6th Ed., 2004: 181-240

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/196740

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/48188

http://www.tdb.org.tr/ekler/Florur_Durum_Raporu_2019.pdf

http://www.tdb.org.tr/tdb/v2/ekler/TPD_Flor_Basin_aciklamasi_20.10.2016.pdf

Clarkson JJ, McLoughlin J. Role of fluoride in oral health promotion. Int Dent J 2000; 50(3): 119-128.

Bunları da beğenebilirsin
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments